Kum Terapisi Nedir? Ne İşe Yarar?

3 Ağu

Kum Terapisi, bir çeşit oyun terapisi tekniğidir, projektif (dışavurumcu) bir terapi yöntemidir. 2 yaşından büyük tüm bireylerle (ergenler, yetişkinlik, çiftler ve aileler) çalışırken kullanılabilir. Bu teknikte kum, su, yüzlerce minyatür oyuncak ve kum tepsisi kullanılır. Kum terapisinde terapist danışana iki adet kum tepsisi sunar. Bu tepsilerden birinde kuru kum diğerinde ıslak kum vardır. Danışan hangi tepsiyi kullanacağına karar verir. Eğer danışan o günkü oturumda ıslak kumu seçerse danışman kuma biraz daha su ekler. Islak kum danışanın daha duygusal yönlerini ortaya çıkarmasına yardımcı olmaktadır (Lowenfeld 1999). Danışman ıslak kum tepsisini kullanmak için, danışanın daha derin ve yoğun duygularıyla yüzleşmeye hazır olduğuna emin olmalıdır. Danışan hazır oluncaya kadar kuru kum kullanılması önerilmektedir. Tepsinin içi maviye boyanmıştır ve bu mavilik deniz, nehir ve suyu temsil eder. Terapist danışana yüzlerce minyatür de sunar. Bu minyatürler oyuncaklar, tarihi mekanlar, taş, deniz kabuğu gibi gerçek objelerden oluşur. Danışan bu minyatürlerden istediklerini seçerek seçtiği tepside dilediği sahneyi oluşturur. Bireye kendi sosyal gerçekliğini ve iç dünyasını yansıtabileceği ve onarabileceği bir ‘kumdan dünya’ yaratma olanağı verir. Genel olarak kum oyunu terapisinde; hayvan, böcek, kuş, deniz yaratıkları, yarı insan/yarı hayvan figürleri, sürüngenler, hem suda hem karada yaşayan hayvanlar, canavarlar, yumurta ve gıdalar, fantezi resimler, bitkiler, kayalar, kabuk ve fosil kalıntıları, dağlar, mağaralar, volkanlar, binalar, engeller, araçlar, insanlar ve soyut rakamlar kullanılmaktadır. Danışan tepsi içinde derinlikler kazıyabilir ya da dağlar, vadiler, nehirler gibi coğrafyalar oluşturabilmektedir. Kum oyunu terapisi oturumları 50 ile 60 dakika arasında değişmektedir. 35-40 dakikasında danışan tepsiyi kullanır geri kalan sürede ise kum tablosunun o gün taşıdığı anlam tartışılmaktadır.

Temelleri Jung’un terapisine dayanır ve onun ilkeleri kullanır. Kolektif bilinçdışı, arketipler gibi kavramlar bu terapinin altyapısını oluşturur. Danışan küçük minyatürler yolu ile kum üzerine çatışmalarını, bilinçdışı süreçlerini yansıtır. Bilinçdışının yüzeye çıkması ile bilinç aktive, bilinçdışı ile bilinç

arasında köprü kurulur. Bu durum iyileşmeye ve değişime yol açar. Bireyin iç dünyasını güvenli bir şekilde dışarıya yansıtabileceği ve ruhsal yaralarını iyileştirebileceği bir tekniktir. Kum oyunu terapisi, her ne kadar Jung

terapisinden esinlenerek ortaya çıkmış olsa da bu terapi tekniğini uygulayan danışmanın belli bir kuramsal model izlemesi zorunlu değildir.

Kum terapisinin tarihçesine baktığımızda; 1920’li yıllarda Margaret Lowenfeld isimli İngiliz bir pediatrist çocuk hastaları ile çalışırken “Dünya Tekniği” isimli

bir yöntem geliştirmiş. Bu yöntemde çeşitli konularda seçtiği birçok figür ile çocuklardan kendilerine bir dünya oluşturmasını isteniyor. Bu yöntemin

çocuklar üzerindeki iyileştirici etkisi dikkat çekmeye başlamış ve daha sonra İsviçreli terapist Dora Kalff bu yöntemden etkilenerek “Kum Terapisi” tekniğini geliştirmiş. Bu iki yöntemin birleştirilmesi sonucunda Kum Tepsisi Terapisi bugünkü halini almıştır.

Çocuklar sorunlarını dile getirmekte zorlanabilir, istemeyebilir veya sorunun farkında olmayabilir. Yetişkinler de sorunlarıyla yüzleşme konusunda sorunlar yaşayabilir, travmalar gibi konuşulması zor konuları ifade etmekte zorlanabilirler. Böyle durumlarda dışavurumcu teknikler kullanmak bireylerin sorunlarını güvenli bir şekilde ifade edebilmesini sağlar. Bu süreç çoğu zaman bilinçli bir şekilde olmaz. Örneğin bir çocuk tepsiye koyduğu vahşi hayvanlarla gerçek hayatta şiddet gördüğü insanları, seçtiği bir figürün etrafına koyduğu çitlerle güvenlik ihtiyacını anlatıyor olabilir. Çoğunlukla bunların farkında değildir ancak bilinçli olmasa bile tepside oluşturduğu bu dünya çocuğun travması ile güvenli biçimde yüzleşmesini, çatışmalarını çözmesini, farkındalık kazanmasını ve sonuç olarak kendi kendini iyileştirmesini sağlar.

Düşünme, konuşma gibi daha gelişmiş işlevler beynin korteks bölümü, duyguların işlenmesi ise limbik sistem tarafından yürütülür. Travmaların etkileri daha çok limbik sistemde görülür ancak travma sonrası beynin konuşma bölgelerinin aktivasyonunda da azalmalar tespit edilmiştir. Bu nedenle travma mağduru için travmayı dile getirmesi her zaman mümkün olmamakta dile getirse bile iyileştirici bir etki yapmamaktadır. Ancak kum tepsisi terapisi beynin duygulardan sorumlu bölümlerini aktive eder, limbik sistem ve korteks arasında iyileştirici bir düzenleme sağlar. Hem sol hem de sağ hemisfer kullanılarak kum terapisinin özgür ve korunaklı alanında kendimizde ve

dünyamızda olup bitenler anlaşılır. Jung, büyük acı, ruhsal sarsıntı geçiren bir insana, mitsel öykülerdeki arketipal imgelerin ayna etkisi yaparak kendi halini ve yaşamının hangi aşamasında bulunduğunu gösterdiğini ve bireyin bu imgelerin gösterdiklerini anlayabilirse büyük bir kazanç sağlayacağını ifade etmiştir. Kum terapisinde semboller de ayna etkisi yaparak kişinin kendini iyileştirmesine fayda sağlıyor. 20’nci yy’daki kum terapisinde terapist tarafından kişisel anlamın yorumlanmasından çok arketip yorumlamalar üzerinde duruluyor.

Terapi esnasında terapist belirli bir mesafede durur, süreci not alır. Danışan kum havuzundaki çalışmasını tamamladığında yakınlaşır ve yapılan eser beraberce gözlemlenir. Danışanın ne gördüğü ya da onun anlattığı hikaye dinlenir. Kumla temas etmek de önemlidir. Kumla oynamayıp doğrudan sembollere gidildiğinde kumun enerjisi alınmamış oluyor. Amaç kumla oynayıp onun verdiği pozitif enerjiyi hissetmektir. Daha sonra terapist sembollere bakın düşünün, seçin gibi söylemlerde bulunmaz. Hiçbir şey almadan sadece kumla da oynanabilir.

Semboller yerleştirildikten sonra seçmesini engellememesi için anlamı danışana söylenmiyor ama danışan neden koyduğunu anlatabilir. Danışan kum ve nesneleri düzenlerken, danışman özellikle nesne seçimine, nesnelerin yerleşim düzenine, nesneler arasındaki mesafelere dikkat etmelidir. Kullanılan nesnelerin danışan için olan anlamının dışındaki kültürel anlamına da dikkat etmek gerekebilir. Danışanın seçtiği nesnelerin kendi kültüründe özel bir anlamı olabilir ancak tabloyu buna göre yorumlamak her zaman doğru olmamaktadır.

Önemli olan o nesnenin danışan için ne anlama geldiğini öğrenmektir. Mesela, “at” Türk kültüründe “murat, istek, dilek” olarak görülebilir, fakat bir danışan için bu biniciliğe duyulan bir özlem anlamı taşıyabilmektedir. Bu yüzden danışman kum tablosuna asla anlam yüklememelidir. Aksine, soru yöntemini kullanarak nesnelerin danışan için ne anlama geldiğini anlamaya çalışmalıdır (Carmichael 1994). Her kum tepsisi yaratımı danışan için farklı anlam ifade edebilir ama aşağıdaki bazı genel “dünya kavramları” anlamaya yardımcı olabilir.

  • Boş dünya mutsuzluk ve depresyonu sembolize eder
  • İnsansız dünya acı veya tacizi sembolize eder
  • Çitle çevrili veya kapatılmış dünya bölümlere ayrılmış veya korumalı durumları sembolize eder
  • Katı ya da sistemli dünya kontrolü veya gizlenmiş tacizi sembolize eder
  • Düzensiz, anlamsız, kaotik dünya kaosu sembolize eder
  • Sadece askerlerin olduğu gibi agresif dünya şiddeti ve öfkeyi sembolize eder

Danışanı gözlemlerken hangi figürü önce koyduğuna, hangi öğeleri hareket ettirdiğine, figürleri hareket ettirip ettirmediğine ve konuşturup konuşturmadığına, kumları eliyle mi veya bir aletle mi oynattığına, kumu ıslatıp ıslatmadığına, figürleri gömüp gömmediğine ve tepsinin dışında oynayıp oynamadığına dikkat edebilirsiniz.

İlk oturumda danışman öncelikle danışana zaman kullanımı hakkında bilgi verir, kum tepsilerini ve nesneleri tanıtır. Danışanın bu oyununda doğru yanlış olmadığını ve özgür bir şekilde kendi öyküsünü oluşturabileceğini bilmesi çok önemlidir. Her oturum sonunda danışman o günkü oturumla ilgili kendi notlarını almalı ve danışanın o gün oluşturduğu tepsinin fotoğrafını çekmelidir. İkinci oturumda danışan genellikle daha özgür ve spontan bir oyun kurar.

Üçüncü oturumda danışman danışana tepsinin “o günkü öyküsünü” anlatmasını önerir. Dördüncü oturumda danışman danışanın kum tepsisi üzerinde yaptığı resimlerle ilgili sorular sorarak ve yansıtma tekniğinden de yararlanarak danışanın içgörü kazanmasına yardımcı olur. Son oturum “sökme/boşaltma (dismantling) aşaması” olarak adlandırılır. Bu oturumda danışman ve danışan o güne kadar dosyalanmış olan her oturuma ait notlara ve fotoğrafl ara sırasıyla birlikte bakarak, süreci gözden geçirir. Daha sonra danışman danışandan tüm bu not ve resimlerin “şimdi” kendi için ne anlama geldiğini anlatmasını ister.

Oturum bitmeden önce danışman artık kum tepsisini boşaltması gerektiğini söyler ve danışandan ilk birkaç nesneyi kendisinin çıkartmasını ister. Danışan bu kum dünyasını nasıl kendi yarattıysa eğer isterse tümünü boşaltmakta da özgür olmalıdır (Carey 1999, Homeyer ve Sweeney 1998).

Özellikle bu son aşamanın danışanın kendi içindeki gücü görmesi ve hissetmesi açısından önemli olacağı vurgulanmaktadır.

Kum terapisi çocuk ve yetişkinlerde travmatik tüm durumlarda fayda sağlıyor. Çocuklarda öğrenme problemleri, yetişkinlerde stres, anksiyete, depresyon durumlarında faydalanılabilir. Ayrımcılık, şiddet ve savaş görmüş çocuklarda ikincil koruma yöntemi olarak, mülteci çocukların duygusal sorunlarını anlamada, okul öncesi dönemdeki çocukların bir travma ya da kayıpla ilgili duygularını sözsüz olarak ifade etmesini sağlamada ve okullarda bireysel danışma süreci gibi alanlarda kullanılıyor. Çocuklarda en çok çalışılan konular: kardeş kıskançlığı, dış dünyayı kontrol etme, oluşan duyguları düzenleyebilme.

KAYNAKÇA

https://oyunterapileri.org/ekoller/kum-terapisi/

https://www.pozitifdergisi.com/bilincalti/kum-terapi-ile-bilincaltinizi- donusturun.html

https://www.psikolojidefterim.com/kum-tepsisi-terapisi-nedir/

Delevi ve Bugay (2011). Kum Oyunu Terapisi: Kuramsal Bilgiler ve Bir Olgu Örneği. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi

Webber, J. M., & Mascari, J. B. (2008, March). Sand tray therapy and the healing process in trauma and grief counseling.

Share:
Leave comment

Arapsuyu Mah. Atatürk Bulv. No: 29/4

Hemen Ara

0552 731 14 53

Çalışma Saatleri

Pzt - Cmt: 10:00 - 20:00

Rezervasyon

info@moralpsikoloji.com